Yayınlara Dön

Kadın Bedenine Nefret

Ayça Korkmaz

2 Haziran 2024

Freud-Lacan Psikanaliz Derneği

2024 Bahar Psikanaliz Sempozyumu

Psikanalizde Nefret

Kadın bedenine nefretin ne yazık ki coğrafyası fark etmeksizin birçok farklı izdüşümü var. Öncelikle bunu Türkiye'de kadın heykellerinin tahribatı üzerinden konuşacağım. Ardından tartışmama cinsel şiddet ve bunun kökenleri üzerinden devam edeceğim.

Sanatçı Ali Şentürk'ün Türkiye'de tahrip edilen heykellerle ilgili yürüttüğü ve kitaplaştırdığı çalışması Operasyon: Kamusal Alan, kamusal alanda kadın bedeninin temsiline yönelen şiddeti görünür kılar. Bu çalışmada sergilenen eserlerden biri olan Heykel Cinayetleri Kriminal Haritasına dair, Mimar Nevzat Sayın'ın "seri cinayet çetelesi" benzetmesi dikkat çekicidir.

Ali Şentürk, bu çalışmasında tahrip edilen heykellere dair gazete haberlerini derlemiştir. Çıplak ya da meme veya genital bölgesi belirgin şekilde betimlenmiş kadın heykelleriyle ilgili olarak, dönemin yerel yönetimlerinden gelen açıklamalara bakıldığında, bazı haberlerde bu heykellerin sergilenmesinin kadını aşağıladığı ve kadın haklarına saldırı niteliği taşıdığı ileri sürülmektedir. Bir örnekte, Burdur'daki çello çalan kadın heykelinin boyanması ve göğüslerine işaret konulması, bir bakan tarafından kadına yönelik şiddetle ilişkilendirilmiştir.

Buna karşın, bu tahribatın şiddet olarak adlandırılmadan aktarıldığı çok sayıda haber de mevcuttur. Bu noktada haber dilinin kendisi belirleyici hale gelir. Örneğin Edirne'de "İnce Vücutlu Kadın" adlı heykelin tahrip edilmesine dair haberlerde kullanılan ifadeler dikkat çekicidir. Heykelin bulunduğu ilçede, kamusal otoriteyi temsil eden bir figürün, Paris'te gördüğü çıplak kadın heykellerine ilişkin olarak "Resmen seks akla geliyor. İnsan kaptırıyor kendisini, tahrik oluyorsunuz." sözlerini sarf etmesinin ardından, heykelin tahrip edilmesi ve bu tahribatın basında "bacaklarından ikiye ayrıldı" şeklinde aktarılması anlamlıdır. Oysa heykel kaidesinden ayrılmış, ayakların bir kısmı kaidede kalmıştır; ancak bu durum, bedene yönelik şiddeti çağrıştıran bir ifadeyle sunulmuştur.

Yine Edirne'deki Özgür Kadın heykeli, halatla bağlanarak çekilmiş ve kaidesinden koparılmıştır. Bu heykelde herhangi bir çıplaklık bulunmamasına rağmen, dönemin bazı gazetelerinde "başörtüsünü atan erotik kadın heykeli" olarak tanımlanmıştır. Heykelin manevi değerlere saldırı olduğu, toplumu hedef aldığı ve ağır bir hakaret içerdiği yönünde açıklamalar yapılmış; bir grup kadının protestosuyla gündeme gelen bu olay, siyasal tartışmaların simgesel bir nesnesi haline gelmiştir.

Cihangir'de bir parktaki Cihangir Güzeli heykeli için ise bir erkek, "Bu çıplak kadın heykeli beni şehvete getiriyor, 14–15 yaşındaki çocuklar görse kim bilir neler olacak" diyerek babasıyla birlikte heykeli kaidesinden koparmıştır. Balıkesir'de Sarıkız heykelinin "ermiş kişiliği yerine cinselliği ön plana çıkarıldığı" gerekçesiyle kaldırılmasının istenmesi, Bursa Nilüfer'de Özgür Olmak heykelinin boya ile tahrip edilip ardından başının koparılması ve Antalya'da Altın Portakal Film Festivali'nin simgesi olan Venüs heykelinin yakılması da benzer örneklerdir. İstanbul Yıldız Parkı'ndaki Güzel İstanbul heykelinde ise göğüsleri belirgin olan heykelin etrafı bitkilerle kapatılarak cinsel dürtülerin yönetilmesi yoluna gidilmiştir.

Bu şiddeti heykeller üzerinden konuşmak görece daha kolaydır. Ancak tecavüz, cinayet ve taciz gibi bu şiddetin doğrudan insan bedenine yöneldiği durumlara bakıldığında, kullanılan dilin ve söylemsel örüntülerin büyük ölçüde benzeştiği görülür.

Bu örnekler üzerinden bakıldığında, en temelde yok edilmek istenen şeyin kadın bedeninin uyandırdığı cinsel uyarılma olduğu söylenebilir. Kadın bedeninin erotik olarak algılanması, onu bir tehdit haline getirir. Bir yandan bu beden, toplumsal değerlere saldırı olarak kodlanırken; diğer yandan erkeğin kendi bedensel uyarılmasını gerekçe göstererek kadın bedenini ortadan kaldırma girişimi meşrulaştırılır.

Cinselliğin kurgulanması ve cinsel dürtülerin düzenlenmesi, her toplumda belirli siyasal, sosyo-ekonomik, kültürel ve ideolojik koşullara göre şekillenir. Bu koşullar, cinsel arzunun ve hazzın nasıl ifade edileceğini ya da bastırılacağını belirler. Muhafazakâr söylemlerin baskın olduğu bağlamlarda, cinselliğin kontrolü çoğu zaman kadın bedeni üzerinden işler. Kadının cinselliği ve bedeni, kadına ait bir özne alanı olarak değil; topluma, aileye ya da erkeğe ait bir unsur olarak konumlandırılır.

Kadın bedenine yönelen nefretin en uç dışavurumlarından biri olan tecavüzün, hukukta nasıl karşılık bulduğuna bakıldığında da benzer bir mantık görülür. 2005 yılına kadar yürürlükte olan eski Türk Ceza Kanunu'nda tecavüz, "Kişiye Karşı Suçlar" başlığı altında değil, "Adab-ı Umumiye ve Nizam-ı Aile Aleyhine Cürümler" başlığı altında düzenlenmiştir. Bu durum, cinsel şiddetin kadına karşı işlenen bir suçtan ziyade, toplumsal düzeni ve ahlakı ihlal eden bir eylem olarak ele alındığını göstermektedir.

Kadınlara yönelik hitap biçimleri ve kadınların toplumsal ilişkilerde belirli rollerle tanımlanması, cinsellikle araya mesafe koyma işlevi görür. Kadın bedeniyle kurulan arzu, onu ailevi ve ahlaki sembolik konumlara dahil ederek düzenlenmeye çalışılır. Bu düzenleme, kadının cinselliğiyle birlikte özne olarak tanınmasını zorlaştırır.

Milliyetçi ve muhafazakâr toplumsal söylemler, kadınlara çoğu zaman çelişkili roller yükler. Bir yandan kamusal alanda görünürlük teşvik edilirken, diğer yandan kadınlar annelik, fedakârlık ya da ahlaki taşıyıcılık gibi rollerle sınırlandırılır. Bu bağlamda kadınlık, bu rollere yaklaştıkça idealize edilirken, bu rollerden uzaklaştığında tehdit olarak algılanabilmektedir.

Bu noktada kadın bedenindeki cinselliğin ne zaman reddedildiği ve yok edilmek istendiği sorusu önem kazanır. Thierry Roth, kastrasyonun hüküm sürdüğü bir kültürde dahi barbarca davranışların mümkün olabileceğini belirtir. Kastrasyonun işlediği toplumlarda bile, farklılığı ve eksikliği kabul etmek barbarlıktan kaçınmak için her zaman yeterli değildir. Melman'a göre barbar, sosyal ilişkisini güç üzerine kurar; barbarlık, simgesel olanla değil, gerçek bir güç ilişkisiyle örgütlenen bir toplumsallık biçimidir.

Melman, barbarlık kavramının kökenine işaret ederek, bu kavramın başlangıçta dilin dışında kalanları tanımlamak için kullanıldığını hatırlatır. Ona göre barbarlık, bir metin ya da söylem tarafından bütünüyle yönlendirilen ve farklılığa tahammül edemeyen bir özne konumunu ifade eder. Bu, farklılığa duyulan nefrettir.

Gündelik dilde dolaşımda olan atasözleri ve deyimler de kadın bedenine yönelik bu disipline edici ve cezalandırıcı mantığın izlerini taşır. Kadınlıkta ve feminen olanda durdurulmak istenen bir şey vardır; tanınamayan, farklı olan, beden üzerinden kontrol altına alınmak istenir.

Peki, nefret herkesin içinde olabilecek bir duygu iken, nasıl olur da barbarlığa dönüşür? Freud'a göre nefret, egonun korunması için gerekli bir duygudur ve kendi başına eyleme yönlendirmez. Sorun, nefretin eyleme dökülmesi, yani jouissance'a dönüşmesidir. Nefret, gerçeklikteki yönüyle jouissance'a bağlandığında yıkıcı hale gelir.

Nefret, simgesel temsili reddederek gerçeğe atılmayı amaçlar. İmgesel ile gerçeğin kesişiminde konumlanan nefret, simgesel olana bir saldırı niteliği taşır. Bu noktada kadının farklılığıyla ve cinselliğiyle özne oluşuna yönelen saldırı, beden üzerinden ortaya çıkar. Nefretin jouissance'ı, öznesizleştirmeyi üretir.

Tecavüz suçluları üzerine yapılan çalışmalar da bu yapıyı destekler. Amerikalı sosyolog Diana Scully, Cinsel Şiddeti Anlamak adlı çalışmasında tecavüz suçundan tutuklu erkeklerle yaptığı görüşmelerde, suçun nasıl inkâr edildiğini ve rasyonalize edildiğini ortaya koyar. Bu söylemlerde karşıdaki kişi bir özne olmaktan çıkarılır ve basit bir nesneye indirgenir.

Bu tür söylemler, yasaya tabi olmayan bir işleyişe sahiptir. Nefretin ötesine geçen bu noktada, şiddet artık haz üretmeden, bedene yönelen çıplak bir güç ilişkisi olarak ortaya çıkar. Dilin simgesel düzeni çözüldüğünde, jouissance'ı frenleyen engel de ortadan kalkar ve nefret, gerçek olan bedene şiddet olarak yönelir.

Kadın Bedenine Nefret
Kadın Bedenine Nefret Görseli