İkizlik: Aynı ve Ayrı
Ayça Korkmaz
5 Kasım 2023
Freud-Lacan Psikanaliz Derneği
2023 Sonbahar Psikanaliz Sempozyumu
Özdeşleşme ve Kimlik: Klinik Yansımalar
İkizliği bugün ikiz kardeşlik ve özdeşleşme üzerinden konuşacağım. İkiz kardeşlere atıf kültürel açıdan oldukça farklılaşmaktadır. Kimi toplumsal anlatılarda kutsallık, doğaüstü güce sahip olmak gibi olağanüstü özellikler atfedilirken kimi toplumlarda ikiz doğumu talihsizlik olarak karşılanabilmektedir. İnsanların ikizliğe verdikleri tepkilere bakıldığında ise kimisi büyüleyici bir şey olarak bulup ikizinin olduğunu hayal ederken kimisi ise korkutucu veya rahatsız edici bulabilir. Diğer yandan, ikizlik aynılık veya zıtlık üzerinden kurulan analojilerle de karakterize olmuştur. İkizlik üzerine yapılan bu projeksiyonlar bizi ayna evresine götürecektir.
Ayna evresi, öznenin kendi imgesi tarafından tekrar tekrar yakalandığı ve cezbedildiği bir evredir. Lacan, 1950li yıllara kadar, ayna evresini çocuğun 6-18 aylıkken geçtiği bir evre, tarihsel bir dönem olarak değerlendirmişken zamanla vurgusu yapısal değeri üzerinde yoğunlaşmıştır. Bir diğer deyişle, ayna evresi öznenin geçip gittiği bir evre ya da bir aşama değildir. Lacan, 4. Seminerde, Nesne İlişkileri Seminerinde ayna evresinin ikili ilişkinin çatışmalı doğasını gözler önüne serdiğini söyler. Ayna evresi, Başka'nın çocuğa ayna görüntüsünü, speküler imgesini işaret ederek "Bu sensin!" diyerek bebeğin deneyimlediği parçalı bedenini bütünlüğü olan bir speküler imgesiyle özdeşleşmesinin metaforudur. Henüz bedenin kontrol edemeyen öznenin aynada gördüğü ve söylemde işaret edilen bütünlüklü imgesiyle özdeşleşmesini, özne ve imge arasında rekabetten doğan bir agresyon öncelemektedir. Öznenin bu agresyonu çözümü özdeşleşme yoluyla olmaktadır. Öznenin beden bütünlüğünün imgesiyle özdeşleşmesi; bu aynadaki görüntü de olabilir, söylemdeki bütünlüğe de karşılık gelir, jübilasyon anını beraberinde getirir. Birincil özdeşleşmedeki agresyon ve tamlık vaadinin jübilasyonu aynı zamanda öznenin kendi gibi olanlarla ilişkisinin de kaynağıdır. Bu noktada imgesel bir yansıtma kaynağı olarak hem benzer hem de rakip olduğu imgesiyle özdeşleşerek ideal ego da oluşmuştur. Lacan, insanın kimliğinin oluşumunun bir narsistik eylem olduğunu söyler, öznenin oluşumu kendisini bir imge olarak görüşü ve kendisi olan bu imgeyi sevmesiyle başlamaktadır. Fakat birincil özdeşleşmede oluşan ideal ego, ayna imgesi ile özdeşleşme, gelecekteki bir sentez/tamlık vaadi aynı zamanda yanılsamadır. Birincil özdeşleşmenin, imgesel özdeşleşmenin devamında ise tekil nitelik (trait unaire) ile özdeşleşme, simgesel özdeşleşme gerçekleşir. Bu ikincil özdeşleşmede özne, Başka'nın tekil bir özelliği ile özdeşleşir ve bunu anlamlandırma sistemine dahil etmesiyle bu gösterene dönüşmektedir. Birincil özdeşleşmedeki ideal ego ayna görüntüsü ile, küçük başkalarla ilişkiliyken, ikincil özdeşleşmede simgesel özdeşleşme gerçekleşir ve özneye simgesel düzende kılavuzluk edecek gösterenle özdeşleşme söz konusudur. Bu gösteren çocuk daha doğmadan bile büyüklerin dilinde çocuk için kurulagelmiş hayallerdedir. Bu gösterenin ardında ise babanın adı ve simgesel fallus vardır. Öznenin imgesel ve libidinal ilişkisini konumlandırışı ego ideali ile gerçekleşir.
İmgesel özdeşleşme simgesel özdeşleşmeye bağlı olarak işlemiştir. Bir yandan da ilk özdeşleşmede oluşmuş olsa da ideal ego bütün ikincil özdeşleşmelerin kaynağı olmayı da sürdürmektedir. Lacan, imgesel ve simgesel düzenlerin birbiriyle ilişkisini, ayna evresindeki simgesel düzenin kurucu rolünü ve ego idealini anlatmak için optik şemadan faydalanmıştır. Optik şema, öznenin imgeseldeki konumunun ancak Başka'nın bakışının kılavuzluğunda kavranabilecek oluşunu aktarıldığı bir metafordur. Lacan optik şemada, Bousse'nin ters çevrilmiş buket deneyinden faydalanarak bir optik düzlem kurmuştur. Deneyin aslında Bousse masanın üstüne boş bir vazo ve masanın altına ters çevrilmiş bir buket yerleştirmiştir. Masanın önünde ise çukur bir ayna vardır. Bu aynaya belirli bir açıdan bakan kişinin bir yanılsamayla buketi vazonun içindeymiş gibi algılayacağı bir an olacaktır. Lacan, optik şemada vazonun arkasına, çukur aynanın da karşısına denk gelecek şekilde bir de düz ayna ekler ve buket ve vazonun yerlerini değiştirir. Bu kez vazo masanın altındayken buket masanın üstündedir. Bu şemada Lacan, özneyi, iki ayna arasında konumlandırır. Bu kez, buketi vazonun içinde gözüktüğü sanal görüntü dolaylı olarak düz aynaya yansımıştır. Optik şemanın sağ tarafında ise öznenin algıladığı sanal görüntü aktarılmıştır. Buradaki düz ayna, A ile gösterilmiştir, Başka'yı yani simgesel düzeni temsil eder. Burada ancak belirli bir noktadan bakan özne Başka'nın bakışında tam olarak gördüğü bir yanılsama ile karşılaşır. Bir diğer deyişle, özne kendine Başka'nın aynasından, Başka'nın bakışıyla bakmaktadır. Şemanın sağ tarafında eksiği olmayan özne S ile gösterilmiş, imgesel düzen I ile ve ideal ego ise i'(a) ile belirtilmiştir. Şemanın sağ tarafı imgesel düzeni anlatmaktadır. Burada ancak belirli bir noktadan bakıldığında görülen, içinde buket bulunan vazo görüntüsü aynadaki beden imgesiyle özdeşleşmiş öznenin metaforudur. Vazo ise çocuğun bedeninin metaforuyken çiçekler ise kısmi dürtüleri temsil etmektedir. Çocuk için bedeninde ortaya çıkan tam olarak doyurulması mümkün olmayan oto-erotik dürtüler ile bedeni arasındaki bağlantıyı kurmak ancak Başka'nın bakışıyla ayna imgesiyle özdeşleşme yoluyla mümkün olmaktadır. Ayna evresi öncesinde çocuk için parçalı beden imgesi söz konusudur. Şemanın sol tarafında üstü çizili S ise bölünmüş özneyi göstermektedir. Başka'nın bakışından kendisine bakan özne artık bölünmüştür. Bu noktada optik şema aracılığıyla Lacan'ın anlattığı şudur ki, öznenin imgeseldeki konumu ancak Başka'nın bakışıyla, simgesel düzen sayesinde kavranabilmektedir. Aynı zamanda Lacan bu şemada düz aynanın konumunun değişebilir olması sayesinde öznenin özdeşleşeceği ve konumunu belirleyecek olan ego idealinin de analizde yeniden keşfedilebileceğini de işaret eder.
Peki ya tek yumurta ikizlerinde ayna evresinde özdeşleşme nasıl olmaktadır? Tek yumurta ikizlerinde aynadaki imge öznenin çoğu zaman yanı başında olan ikiz kardeşinin görüntüsüyle aynıdır. Öte yandan ikizlerin aynılığından büyülenerek veya "bir şekilde" aynı olduklarına dair bir söylem devam ettirerek, örneğin bebekleri aynı giydirmek gibi, çocuk için söylemde aynılık üzerinden kurulan bir konum çoğunlukla söz konusudur. Bebek bakımını pratikleştiren koşullar sebebiyle ikizler çoğu zaman yan yanadır, biri için yanında hep bir diğeri vardır. Çoğu zaman aynı anda aynı ihtiyaçları olan ve aynı gözüken bir öznenin diğeriyle ilişkisi aynılık üzerinden kurulmaya oldukça meyillidir. Kardeşler arasındaki yaş farkı veya cinsiyet farklılığı eksiklik ve fark üzerinden giden bir özdeşleşmeye yol açabilecekken ikizlerde özdeşleşme aynılık üzerinden, ayna görüntüsü üzerinden işleme eğilimindedir. Ayna evresi ikizler için, iki ayna karşılıklı koyulduğunda oluşan görüntüdeki gibi sonsuz bir şekilde uzamış formdadır. İkizler arasındaki bağ, Narcissus mitinin bir versiyonu olarak sürekli tekrarlayan bir formda, aynılığın geri dönüşüdür. Ayna evresinde ayna görüntüsüyle özdeşleşme ikizler için daha karmaşık olabilmektedir. Aynadaki görüntü ile çoğu zaman yanı başında gördüğü ikiz kardeşinin görüntüsünün aynılığı bir kimlik karmaşası yaratmaktadır. Tek yumurta ikiz kardeşi olan bir çocuk ayna görüntüsü ile özdeşleşirken ikiz kardeşi ile de özdeşleşebilmektedir.
Tek yumurta ikizlerinin fiziksel benzerlikleri sebebiyle karıştırıldıkları oldukça yaygındır. İkizlerin ise bu karışıklıktan zevk alarak bunu bir oyuna çevirip bu yanılsama ve aldatma ile oynayabilirler. Yer değiştirerek kardeşi için bir sınava girmek, üniversitede bir bölümü kazanmak, aynı kişiyle flört etmek gibi çeşitlendirilecek örneklerle karşılaşmak çok kolaydır. Bu gibi hikayeleri kimi zaman duyup hayrete düşüp rahatsız olarak veya hayranlıkla heyecanla anlatan birinden ya da direkt kendi hikayelerini zevkle anlatan ikizlerden dinlemek mümkündür. Bu oyunlar aracılığıyla ikizlerin benlik karmaşası görünür olmaktadır. İkizlerin aralarındaki aynalama oyununu sürdürmesi optik şemada veya ayna evresinde, bir çocuğun bütünlüğü olan imgesiyle karşılaşmasına benzemektedir. Aynı görünmeye aldanmak aynı zamanda imgesel özdeşleşmede aynadaki bütün imgesiyle karşılaşan öznenin tam olmaktan aldığı zevke denk düşmektedir. Bir diğer yandan bu karıştırılmadan zevk alınan oyun farklılık üzerine de kuruludur. Farklı oldukları aşikar olmasa, bu oyundaki aldatmaca zevk vermeyecektir. Aynı oluşlarına dair bir yanılgının zevki, jouissance'ı imgeseldir. Bu oyun bir yandan da onlara sürekli ayrı, farklı olduklarını hatırlatan bir oyundur. Diğerlerini aldatmanın zevki farklı oluşlarını bilmelerinden gelmektedir. Aralarındaki imgesel narsistik birliği sürdürme çabası bütünlüğün bozulmasından korkuyla ilişkilendirilebilir. Aynılığın sürekli geri dönüşünün getirdiği jouissance ile ikizler birbirleriyle bağımlılığa sıkışabilirler. Bu aynılığın bozulması tıpkı optik şemada aradaki düz aynanın açısı bozulduğunda ortaya çıkan ters yüz olmuş bir benlik algısıdır. Bu noktada ortaya çıkacak agresyondan kaçmak, ikizler için farklılıktan kaçmaktır. Başka bir açıdan ise ebeveynin ikizleri karıştırması da oldukça sık anlatılmaktadır. Örneğin birine yemek yedirip diğerine yedirecekken tekrar aynı çocuğa yedirmek gibi. Bu noktada bu benlik karmaşası Başka'nın bakışından da gelmektedir. Çocukların ruhsal olarak farklı yapılanmaları olsa da Başka'nın bakışında karıştırılabilmektedirler. İkizlerin bunu zaman zaman bir oyuna çevirip bu karışıklıktan zevk alması söz konusuyken bu bazen de özneye kaygı verebilecek bir karmaşıklığa yol açabilmektedir. Aynalanmanın tatminine bunun tekinsizliği de eşlik etmektedir. Aynılığın getirdiği tatmin ve ve ayrılık arayışı arasında sürekli bir gerginlik söz konusudur. Bir yandan farklılaşmak ve ayrışmak istese de bir yandan da diğeri için jouissance nesnesi olmayı sürdürmektedir.
Bu imgesel birliği sürdürmenin bir nedeni ise ikiz birliğinin anneyle ayrışmayı kolaylaştırıcı bir faktör olmasıdır. Tek çocuklara göre ikizlerin yalnız kalmayışı annenin gidişiyle oluşacak eksikliği deneyimlemeyi farklılaştırmaktadır. İkizler arasında her ne kadar aynılık üstünden agresyon ve kaygı doğuran bir beraberlik olsa da biri diğeri için annenin yokluğunda oluşacak eksiklikle yüzleşmeyi de önlemektedir veya buradaki eksikliği dolduran bir ikiz olacaktır. Bazı ikizlerin kendi aralarında dil geliştirip konuşmaya geç başlamaları da buna bir örnek olabilir. Klasik gelişim deneylerinden Ainsworth'ün bebeklerin bağlanma türleri için hazırladığı deney ikizlere uygulandığında, anne odadan ayrıldığında ikizlerin sosyal davranışlarında bir değişim gözlenmemişken, bebek yalnız kaldığında stres olduğu gözlemlenmiştir. Bu deneyde annenin gidişini ikizin varlığının telafi edişi örneklenmiştir. Lacan'a göre annenin gidişi değil, gelişi kaygı yaratandır; yokluğun olma ihtimali. Az önce konuştuğum ikizlerin oynadığı yer değiştirme ve ayna oyunu üzerinden sürdürülen ikiz birliğinin getirdiği kaygı da yokluğun olma ihtimali ile ilişkilidir. Annenin eksikliği, gidişi ikiz birliğiyle telafi edildiğinde çocuğun simgesel özdeşleşmesi de ertelenmektedir. Aynılık üzerinden süregiden ilişkiyi değiştirecek olan tekil nitelik ile, simgesel gösterenle, Başka'nın dilindeki ona özgü gösterenle özdeşleşmek simgesel özdeşleşmedir. Bu da farklılığı ve ayrılığı getirecektir. İkizlerde bu ayrışma aynalama üzerinden imgesel yanılsamayı sürdürmekle ötelenmektedir.
